İçeriğe atla

Kardeşim

Bundan tam yirmi yıl önce, bahçesinde meyve ağaçları olan bembeyaz bir evin kapısından içeri girdim. Annemi gördüm, kucağında oyuncaklarım kadar küçük bir bebek vardı, süt emiyordu…

Yaklaştım, eğilip yüzünü görmeye çalıştım. O’ na olan aşkım işte o gün başladı.

Anneme adını sordum ilk. Annem ‘adını daha koymadık ablası’ dedi.

“Abla”

Abla olmuştum yani. Evin en küçüğü herkese abla, abi diyen ben şimdi abla oluvermiştim. Annemin kucağında süt emerken fındık renginde saçların ve küçücük kafanla seni gördüğüm o ilk andan beri “kardeşlik” denilen duyguyu en derinlerine kadar hissettim. Annelik nasıl bir his henüz bilmiyorum ama, tamda böyle bir şey olmalı.

Seni gördüğüm o ilk gün çizgi şeklindeydi gözlerin, henüz açılmamıştı bile. Evimizin nasıl bir yer olduğunu, renkleri, yüzleri, sokak kedilerini, ilerde çok seveceğin köpekleri, aşık olacağın toprağı ve topraktan filizlenen şeyleri, ayva ağaçlarını, bulutları, kokusuna bayılacağın yağmuru henüz hiç görmemiştin.En masum halinle duruyordun öylece.

Kalbimdeki halin hala o ilk gördüğüm an gibi. Kötü olan herşeyden korumalıyım seni, açıktığında doyurmalım. Uyuyamadığın ve içinin sıkıldığı gecelerde derdine ortak olmalıyım. Sevinçten çıldıracak gibi olduğun anlarda yanında diğer kahkaha atan kişi ben olmalıyım. Müziği son ses açıp evde başka kimse yokken deli gibi dans etmeliyiz. Sen hayvan taklidi yaparken ben her seferinde damağımı ortaya çıkaracak kadar gülmeliyim. Sana çok ama çok şey öğretmeliyim, çünkü ne kadar çok şey bilirsen o kadar güçlü olursun.

Yeni yaşın kutlu olsun…

görsel alıntıdır
Ablan.

Yani, damakgülen❤️

 

 

 

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.