İçeriğe atla

Bana Getirdiği En Güzel Çiçek

Bir kaç ay önce yazmıştım buraya. Dışarda kar vardı, penceremin önünden yürüyüp geçen yabancı ayakların tanıdık sesleri… Öğrenci evinin anne-baba ‘dan yoksunluğu ve bundan sebep garip bir yalnızlığı… Masamda duran kitaplar, birikmiş silgi tozları, elyaf yorganım ve ince battaniyeyi hatırlıyorum o geceden… Gün gelir roller değişirdi belki, iki kişilik yerde uyurdum, çatımın adı ”aile” olurdu. Hiç bir zaman mal mülk hayalleri kurmadım, çok zengin olmayı hiç istemedim, olmadım da zaten. Manevi zenginliğin kıymetini hep ayrı bildim. Masaya konan ikinci, üçüncü… tabağın değerini, dünyanın bir yerinde birileri açlıktan uyuyamazken ‘çok şükür, karnım tok sırtım pek!’ diyebilmeyi becerdim. Bu gün aradan geçen aylardan sonra, roller değişti, evimde o garip yalnızlık yok, yabancı ayakların tanıdık sesleri de yok çok şükür.

Belki bunların değerini bilebilmek, O’nun bana getirdiği en güzel çiçeğin kokusunu duymak en güzel mutluluk. Çektiğim bu fotoğraf aslında ne çok şey anlatıyor değil mi? anlayana elbette…wpid-2014-12-05-13-44-23_deco.jpg

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bana Getirdiği En Güzel Çiçek” üzerine 4 yorum

  1. Sezen Şengül der ki:

    Teşekkürler Necla Hanım.

  2. Fırıncı der ki:

    Ekmeği yere mi koydunuz 🙂

  3. Sezen Şengül der ki:

    Hayir tabiiki;) masam ahşap:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: