İçeriğe atla

Yaz- Kürşat Başar *12

Baş Ucumda Müzik diye bir roman vardı, bilenler bilir, hani diyorduya “salıncakta sallanır gibi…” İşte bu kilit cümle hiç unutmamak üzere kazınmıştır yüreğime, ve “aşk” denen duygunun en güzel benzetmesiydi belkide, salıncakta sallanır gibi…
Hani bazen çok severek bir romanı okursunuz, üstünden zaman geçer, romandaki karakterleri ve hikayeyi unuttuğunuzu farketseniz. Tek bir cümle aklınıza öylebir kazınmıştır ki romanın adını dahi unutsanız o cümle ömrünüz boyunca sizinle beraber gelir…İşte benim cümlemde sanırım bu “Salıncakta sallanır gibi”

Baş Ucumda Müzik’ten 11 yıl sonra yazarın yeni romanı “Yaz”…İşte bu romanı da hatırladığım o tek bir cümlenin duygusuyla, hevesle alıp iki gece uykusuz kalarak okudum…ve yine yüreğime dokundu. Sanırım bazen yazarla okur arasında, hani günlük hayatta diyoruzya, ‘elektrik uyumu’ gibi birşey oluyor. Bazen çok beğenilen, bir çok ödüle layık görülen bir kitabı alıp okuduğumda hiç bir şey hissedemediğim gibi sonuna kadar okumaya sabredemediğim bile oluyor. İşte bunun sebebi çoğu zaman bu yazar-okur arasındaki elektrik sorunu sanırım… Eğer bir romanı elinize alıp bir veya iki seferde bitirverdiğiniz ve uzun süre duygusundan çıkamadığınız oluyorsa işte o zaman ruh eşi yazarınızıda buldunuz demektir. Ve sanırım “Kürşat Başar” benim için öyle, ve eminim bir çok kişi içinde öyledir…

Roman derin ve ömürlük bir aşkı, savaş ve kayıpları ele alıyor. Belki bu özelliğiyle kulağa sıradan bir romanmış gibi gelebilir. Ancak okuduğunuzda göreceksinizki bundan fazlası var. Bu romanın içinde hikayeden başka, en çok beğendiğim yönü, okuma aşkına ve kitapda dediği gibi “beyaz bir sayfanın önünde oturup bir dünya kurmaya” yani yazmaya dair çok ders var. Bazen bir yazı yazdığımda ‘saçma olabilir’ hissine kalpıldığım oluyor, yazmayı sevenler elbet yaşamıştır benzer kaygılar. Şimdiyse diyorumki,

-Ben bazı geceler beyaz bir sayfanın önüne oturup bir dünya kuruyorum! Ve bu benim dünyam, içinde yaşamaktan memnuniyet duyduğum. O dünyayı benden başka kimse beğenmese bile…

Hep inanmışımdım beğenilme kaygısının yazarı öldürdüğüne…Tıpkı popüler konuları takip edip ard arda kitap çıkaran ölü yazarlar gibi…

Ne diyorduk?

İyiki okudum.

image

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.