İçeriğe atla

Kardeşimin Hikayesi-Zülfü Livaneli *3

En iyi satanlar listesinde birinci sırada olduğu için  aldığım bir roman, yazarıysa kalbimde yer edinmiş bir dost, Livaneli. Livaneli’ nin kitabından uyarlanan  ‘ Mutluluk’ filmini çoğu insan izlemiştir, ya da  en azından adını duymuştur.. İstanbul’ a geldiğim ilk sene izlemiştim, neredeyse altı sene olmuş Livaneli ile tanışalı. Yazar kimliğinden de o zaman  haberim olmuştu. Yıllar önceki tanışmamdan sonra bu güne kısmetimiş eski dostla yeniden buluşmak…Kitap almaya gidip ne alacağına karar veremeyip, sırf en iyi satanlar listesinde birinci sırada diye alınan bir kitabın beni onunla yeniden buluşturmuş olması ne tuhaf.
İlk bölümleri biraz yavaş ilerlese de sabırda okunduğunda kitabın son yarısını bir oturuşta bitirmenize sebep olan türden. Aşkı ağır psikolojik yönüyle ele alan ve bunun ne boyutlarda olabileceğini son sayfalarında yüzünüze tokat gibi çarpan türden bir roman ‘ Kardeşimin Hikayesi’.
Romandaki karakterlerden bahsetmek gerekirse başroldeki Ahmet ve Mehmet kitabın atardamarları, romanın  kalbini besleyense bu iki kardeşin çocukluklarında yaşadıkları büyük travma ve bunun sonrasında gelişen olaylar. Arzu, Hatice, ismi olmayan gazeteci kız, Muharrem, Stevlana, Ludmilla ve Olga ise diğer karakterler. Bunların dışında bir karakter daha var oda Sevgili. Ahmet tarafından tasarlanmış ve tek işlevi sarıp sarmalayıp ‘sevmek’ olan bir makine sadece. Kitapta da söylendiği gibi ‘ İnsanların duyguları olmasaydı hayat ne kadar kolaylaşırdı’. İşte bu makine bunu anlamamızı sağlıyor. Yani birileri beni sevsin şefkat göstersin diye kırk takla atmıyorsunuz sadece gidip üzerine uzanıyor ve düğmesine basıyorsunuz…  Hepsi bu. Acıkınca lezzetli yemekler, binbir çeşit sofralar hazırlamak yerine bir iki kapsül yutup doymaya benziyor. Belki lezzet almıyorsunuz ama doyuyorsunuz, yani ölmüyorsunuz ve hayat devam etmiş oluyor. Ne kadar kolay deği mi? Evet kolay ama düşününce ürperiyor insan. Bu ürpertiyi yalnızca Sevgili’ yi okurken hissetmiyorsunuz elbette, romanın temasını oluşturan zaten ‘ Aşk= tehlike’. Arka kapağında da yazdığı gibi ‘ Aşk, bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümektir’. Yani şansınız varsa düşmeden ilerlemeye devam edersiniz, ki bu durumda dahi her an korkuya mahkümsunuz, ya da , ki bu en yüksek ihtimaldir, uçurumdan aşağı yuvarlanır yok olursunuz.
İki kardeşin hikayesinin sonuna geldiğinizde ‘Aşk’ a bir başka açıdan bakmış olacaksınız. Şimdi düşünüyorum eğer aşk denen şey bir uçurum kıyısında gözü bağlı yürümekse yaşamak için bu duygudan kaçmalı mıyız? Hayır. İçindeki korkuyla da olsa, belki bir iki adamlığına da olsa yaşamaya değerdir Aşk.
Ve son olarak, Teşekkürler Livaneli.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Kardeşimin Hikayesi-Zülfü Livaneli *3” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.